Ay, gece gökyüzünde gördüğümüz o tanıdık yüzünün aksine, diğer tarafıyla büyük farklılıklar gösteriyor. Peki, bilim insanları bu gizemli farkın nedenini çözebildi mi?

Yakın geçmişte yapılan robotik görevler ve Apollo astronotlarının çalışmalarıyla elde edilen verilere göre, Ay’ın yakın ve uzak yüzleri arasında önemli özellik farklılıkları olduğu tespit edilmiş. Özellikle dikkat çeken bir nokta ise, Ay’ın yaklaşık %1’lik kısmının volkanik aktivite sonucu oluşan kraterlerle kaplı olması. Bu oran, Ay’ın diğer tarafında sadece %31 olarak gerçekleşiyor.

Bilim insanlarının daha önceki teorilerine göre, Ay’ın Dünya ile karşılaştırıldığında daha küçük bir cisim olması nedeniyle, oluşumundaki büyük çarpışma sonrası daha hızlı soğuyarak jeolojik açıdan “donmuş” bir yapıya sahip olduğu düşünülmüştü. Ancak, son zamanlarda yapılan çalışmalar, Ay’da nispeten yakın zamanda bile volkanik ve manyetik aktiviteye dair kanıtlar bulunduğunu göstererek bu teoriyi sorgulamış.

Tokyo Teknolojisi Enstitüsü, Florida Üniversitesi, Carnegie Bilim Kurumu, Towson Üniversitesi, NASA Johnson Uzay Merkezi ve New Mexico Üniversitesi’nden araştırmacıların ortaklaşa yürüttüğü yeni bir çalışmada, Ay’ın jeolojik geçmişi detaylı olarak incelenmiş ve yakın ile uzak yüzler arasındaki asimetrinin nedenine dair yeni bir açıklama sunulmuş.

Araştırmacılar, çeşitli deneyler, bilgisayar modellemeleri ve mevcut lunar yüzey verileriyle, Ay’daki radyoaktif elementlerin yoğunluğunun bu asimetride önemli bir rol oynayabileceğini tespit etmiş. Bu çalışma .

“Ay’ın yüzeyi, jeolojik süreçlerin nispeten az etkilenmesi nedeniyle, güneş sisteminin erken dönemlerine ait jeolojik olayların izlerini taşır. Özellikle Ay’ın yakın tarafında, Uranyum (U) ve Toryum (Th) gibi radyoaktif elementlerin yoğunluğu, Ay’ın diğer bölgelerinde görülenden farklıdır. Bu yerel U ve Th zenginliğinin kökenini anlamak, Ay’ın oluşumunun ilk aşamalarını ve dolayısıyla erken dönemdeki Dünya koşullarını anlamamıza yardımcı olabilir,” şeklinde açıklamada bulunan co-yazar Matthiew Laneuville.

Ayrıca, araştırmacılar KREEP adı verilen özel bir kaya türünün de bu asimetride etkili olduğunu belirlemiş. KREEP, potasyum (K), nadir toprak elementleri (REE) ve fosfor (P) gibi bileşenlerin birleşimiyle oluşur ve volkanik aktivite ile ilişkilidir. .

Bu çalışmanın sonuçlarına göre, radyoaktif bozunma sonucu oluşan ısıya ek olarak, KREEP açısından zengin bölgelerin daha düşük erime noktalarına sahip olması da jeolojik değişiklikleri hızlandırmış.

Tüm bu bulgular ışığında, KREEP açısından zengin maria’ların Ay’ın oluştuğu ilk dönemlerden beri lunar yüzeyini şekillendirdiği sonucuna varılmış. Bu çalışma Nature Geoscience dergisinde yayınlanmış.

Kaynak: Space.com