İnsanlığın uzayı keşfetmeye başladığı ilk günden beri, astronotlar, bilim insanları ve mühendisler, mikro yerçekiminin (genellikle yanlışlıkla “sıfır yerçekimi” olarak adlandırılır) insan vücudu üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini incelemişlerdir. Bunların arasında, sıvıların vücudun üst kısmına doğru dağılmasıyla oluşan “şiş yüz”, omurganın hafifçe uzamasıyla artan boy, güneş ve kozmik radyasyonun genetik düzeyde insanları nasıl etkilediği, iskelet ve kas kaybı gibi konular yer almaktadır. Ancak, tüm bu faktörlerin aksine, mikro yerçekiminin kalp üzerindeki ve özellikle kalp kası hücreleri üzerindeki etkileri çok daha önemlidir.
Şimdi, Chicago Üniversitesi’nden (UChicago) oluşan bir araştırmacı ekibi, mikro yerçekiminin insan kalbi üzerindeki etkilerini derinlemesine inceleyen bir çalışma yürütmüştür. Bu çalışmanın sonuçları, npj Microgravity dergisinde yayınlanmıştır.
Çalışmada, beş fare Uluslararası Uzay İstasyonu‘na (ISS) gönderilirken, beş fare de yer üzerinde kontrol grubu olarak tutulmuştur. Ayrıca, üç fare kapalı bir ortamda tutulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, uzun süreli uzay yolculuğunun kalp kası hücreleri üzerindeki etkileri hakkında bilgi boşluğunu doldurmaktır.
Yaklaşık 38,5 günlük bir süre boyunca yapılan araştırmada, kalp kası hücrelerinin mikro yerçekiminden önemli ölçüde etkilendiği ve daha uzun süreliğine bu koşullara dayanabileceği tespit edilmiştir.
“Kardiyak ve iskelet kasları arasında birçok ortak nokta bulunmaktadır. Bu nedenle, uzay yolculuğunun kalp fonksiyonlarında bir azalmaya neden olacağını düşünmüştük,” diyen UChicago Tıp Fakültesi’nden Doçent Dr. Jonathan Kirk, “Ancak sonuç olarak, bu bulgunun elde edilmesinden oldukça memnunuz. Bu durum, bilimsel olarak üzerinde çalışılacak başka konuların ortaya çıkmasına yol açmasa da, uzay programındaki astronotlar için kalbin uzayda sorunsuz bir şekilde çalışacağına dair harika bir haberdir.”
Araştırmacılar ayrıca, kalp kası hücrelerinde iltihaplanma belirtileri tespit etmişlerdir. Bu durumun daha detaylı olarak incelenmesi planlanmaktadır. Ayrıca, doku örneklerinin doğrudan ISS’de toplanması ve Dünya’ya geri getirilmeden önce incelenmesi de hedeflenmektedir. Bu sayede, atmosfere giriş sırasında oluşan yerçekimi yüklerinden kaynaklanan hasarın önüne geçilebilir.
Uzay yolculuğunun insan vücudu üzerindeki etkileri, uzayı keşfetmenin başlangıcından beri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Ancak, şu anki en uzun süre uzayda kalma rekoru yaklaşık 438 gün iken, Mars’a yapılacak bir gidiş-dönüş görevinin iki ila üç yıl sürmesi öngörülmektedir. Bu nedenle, bilim insanlarının ve astronotların mikro yerçekiminin kalp üzerindeki etkileri hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenmesi ve uzun vadeli sağlık sorunlarını önlemek için adımlar atması son derece önemlidir.
Şu anda, ISS’deki astronotlar haftada altı gün, günde yaklaşık 2,5 saat egzersiz yapmaktadır. Ancak bu sürenin 1,5 saati hijyen ve ekipman hazırlığı/sökümü gibi işlemlere ayrılmaktadır.
Gelecek yıllarda ve on yıllarda, araştırmacıların uzay yolculuğu ve kalp kası hücreleri hakkında hangi yeni bilgileri ortaya çıkaracakları merak konusudur. Bilim, her zaman daha fazlasını keşfetmemizi sağlayacaktır!
Her zaman olduğu gibi, bilime devam edin ve yukarıya bakmaya devam edin!
Kaynak: Universe Today