Astronomlar, yaklaşık %75’lik bir gökyüzünü kapsayan, milyarlarca yıldız, galaksi ve diğer nesneleri haritalayan, şimdiye kadar yapılmış en büyük 2 boyutlu evren haritasını yayınladı. DESI Legacy Imaging Surveys projesi kapsamında oluşturulan bu harita, herkese açık olarak Legacy Survey Sky Viewer aracılığıyla incelenebilir. Bilim insanlarının yerçekimi mercekleri, süpernovalar, karanlık madde ve karanlık enerjinin sırlarını aralamalarına yardımcı olabilir.
Bu görsel, Leo takımyıldızında bulunan Copeland Septet adlı galaksi grubunu göstermektedir. Görselin kaynağı: DESI Legacy Imaging Surveys / LBNL / DOE / KPNO / CTIO / NOIRLab / NSF / AURA.
Yeni harita, daha önce de değerli bilgiler sunan DESI Legacy Imaging Surveys’den elde edilen önceki versiyonlara dayanmaktadır. Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı’nda görevli ve Legacy Surveys’in ortak liderlerinden olan Dr. David Schlegel, “Bu, artık astronomi araştırmalarının ayrılmaz bir parçası haline geldi” dedi.
“Günümüzde astronomik nesnelerle çalışırken, genellikle neye baktığınızı görmek için Legacy Imaging Viewer’a başvuruyorsunuz.”
Görünür ve yakın kızılötesi ışıkta yaklaşık %75’lik bir gökyüzünü kapsayan bu harita, kendi galaksimiz olan Samanyolu’nun tozları ve yıldızları tarafından engellenmeyen, evrenin derinlerine açılan bir pencere sunmaktadır. Astronomlar, bu haritanın önümüzdeki yıllarda da evrenin en kapsamlı 2 boyutlu haritası olarak kalmasını beklemektedir.
Bu çalışma, üç farklı yer tabanlı gökyüzü araştırmasından elde edilen 263.407 teleskop görüntüsünün birleştirilmesiyle oluşturuldu. Projeye veri toplama konusunda 160’tan fazla bilim insanı katkıda bulundu ve 20 astronomdan oluşan bir ekip, bugün yayınlanan son verileri hazırladı.
NSF’nin NOIRLab’ında görevli ve Legacy Surveys’in ortak liderlerinden olan Dr. Arjun Dey, “Evrenin keşifleri her zaman gece gökyüzünün görüntüleriyle başlar” dedi. “DESI Imaging Legacy Surveys, bu köklü insan geleneğinin sadece bir adımıdır.”
“Bizim ekibimiz için bu veriler, evrenin genişleme geçmişinin ve kendi galaksimizin oluşumunun araştırılması açısından temel öneme sahiptir. Ancak gökyüzleri hepimize aittir ve bu çalışma, herkese bu harikaların tadını çıkarma fırsatı sunmaktadır.”
Kaynak: Sci.News Archaeology & Paleontology