Yeni bir araştırma, Güneş‘in milyarlarca yıl önce oluşum döneminde büyük bir gezegeni yutmuş olabileceğini öne sürerek yıldızın uzun süredir çözülemeyen iki gizemini aynı anda açıklayabiliyor. Yıldız fizikçisi Yildiz’ın modellemelerine göre, Güneş’in yüzeyinde aşırı derecede azalmış lityum miktarı ve konveksiyon bölgesinin tabanında ölçülen ses hızındaki tutarsızlık, yaklaşık 5,6 kat Dünya büyüklüğünde, kayaçlı ama lityum yoksulu bir süper-Dünya gezegeninin Güneş’in içine spiral biçimde çökmesinden kaynaklanıyor olabilir.
Araştırmacı, farklı boyut ve bileşimlere sahip gezegen senaryolarını modelleyerek gözlemlenen koşulları yeniden üretmeyi denedi. Elde ettiği bulgular, standart Güneş modelleri ile hassas iç yapı gözlemleri arasındaki uzun süredir devam eden farkların giderilebileceğini gösteriyor.
Güneş’in İki Gizemi
Bilim insanları son yıllarda kendi yıldızlarının birkaç alışılmadık özelliğine dikkat çekmeye başladı. Güneş’in yüzeyinde lityumun beklenenden çok daha az olduğu gözlemlendi. Milyarlarca yıl önce Güneş’i oluşturan proto-güneş bulutsusunun, bugün Güneş’in dış kabuğunda görülen lityumdan iki sırayla (yaklaşık 100 kat) daha fazla lityum içerdiği tahmin ediliyor. O halde bu lityum nereye gitti?
İkinci tuhaf durum, Güneş’in konveksiyon bölgesinin en alt kısmında ses hızıyla ilgili. Konveksiyon bölgesi, yıldızın iç yapısında, en dış katmandan hemen aşağıda yer alıyor. Burada ısı, radyasyon yoluyla değil, kaynayan plazma akıntılarıyla taşınıyor. Astronomlar, konveksiyon bölgesinden yüzeye doğru yükselen basınç dalgalarını ölçebiliyor. Bu ‘helyoseismik’ ölçümler, Dünya’daki deprem ölçümleri yerin içini anlamaya yaradığı gibi, Güneş’in iç yapısı hakkında da bilgi veriyor.

Bu tekniklerle elde edilen bilgilerden biri de Güneş’in iç yapısının farklı bölgelerindeki ses hızı. İşte ilginç olan şu ki, konveksiyon bölgesinin tabanında ölçülen ses hızı, bilim insanlarının en iyi modellerinde olması gereken değerle örtüşmüyor. Bir şeyler eksik ya da yanlış.
Bir Gezegenin İzi
“Güneş’in evrimini modelleyerek ve sonuçları iç yapısına dair hassas gözlemlerle karşılaştırarak, bir süper-Dünya’nın yutulmasının standart Güneş modelleri ile gözlemler arasındaki uzun süredir devam eden farklar dahil, Güneş’in iç yapısındaki ince yapısal değişiklikler ve lityum zenginliğinin azalması gibi konuları açıklayıcı olabileceğini bulduk,” dedi Yildiz. Açıklamasını ‘e iletti.
Araştırmacı, evrendeki diğer yıldızların etrafındaki ekzoplanetleri inceleyerek gezegen göçünün oldukça yaygın olduğunu biliyor. Bir süper-Dünya’nın Merkür’ün yörüngesinin içinde oluşması ve o kadar yakın olması nedeniyle genç Güneş’e spiral biçimde çökmesi, bu açıdan da düşünülebilir.
Bu makale, Güneş’in içinde gerçekten bir gezegen olduğunu kanıtlamıyor. Ancak aynı anda Güneş hakkında birkaç gizemi çözmesi ve konveksiyon bölgesinin derinliği ile kimyasal bileşimi gibi gözlemlenen diğer özelliklerle de örtüşmesi dikkat çekici.
“Makalemiz, böyle bir yutma olayının gerçekten gerçekleştiğine dair Güneş’in kendisinin gelecekte gözlemlenebilir izler taşıyıp taşımayacağını soruyor ve bence taşıyor olabilir. Bir sonraki adım, bu parmak izlerinin bağımsız biçimde tespit edilebilecek olup olmadığının görülmesidir,” dedi Yildiz.