İlk defa olarak astronomlar, Hubble ve Webb uzay teleskoplarını bir araya getirerek Güneş Sistemi‘nin dış bölgesinde şimdiye kadar gözlemlenen en küçük ve en zayın cisimlerin avına çıktı. Victoria Üniversitesi ve Arizona Kuzey Üniversitesi doktora adaylarından oluşan iki ekip, Hubble’ın görünür ışık görüşünü Webb’in kızılötesi gözüyle birleştirerek 27 yeni bulunan Neptün ötesinde cismin (TNO) incelenmesini sağladı.
Bu küçük cisimler, gezegenlerin oluştuğu evreden önce planetesimallerin birleşmeden önce Güneş Sistemi’nin yapım aşamasında geride bıraktığı buz kalıntıları niteliğindedir. En küçüğü yalnızca 5 kilometre (3 mil) çapındaydı ve biri o kadar loştur ki, Dünya’dan Ay’daki ateş böceklerini görmekle kıyaslanabilir düzeydedir.
Görünür ışık ve kızılötesi birlikte kullanıldı
Victoria Üniversitesi’nden Marielle Eduardo önderliğindeki ekip ile Arizona Kuzey Üniversitesi’ndan Anastasia Morgan liderliğindeki ekip, Hubble’ın görünüş ışığındaki keskinliğini Webb’in kızılötesindeki derin görünürlükle birleştirerek, normalde tek başına yakalanması neredeyse imkânsız olan ultra soluk cisimleri inceleyebildi. Bu sinerjik yaklaşım sayesinde bilim insanları, Neptün’ün ötesindeki kütleçekimsel olarak karışık yörüngelere sahip küçük cisimlerin renklerini ve parlaklıklarını sistematik biçimde ölçtü.

Bu cisimler, çok daha büyük TNO kuzenlerinin renkleriyle eşleşti; bu durum çarpışmaların yüzeyleri bilim insanlarının beklediğinden daha az şekillendirdiğine işaret ediyor. Astronomlar ayrıca, öngörülenden daha az sayıda küçük TNO buldu ve hem ‘sıcak’ hem de ‘soğuk’ TNO popülasyonlarının — yörünge yollarına göre sınıflandırılan — çarpıcı derecede benzer boyut dağılımlarına sahip olduğunu keşfetti. Bu da planetesimal oluşumunun, içinde gerçekleştiği diskin koşullarından pek etkilenmediğine dair bir ipucu veriyor.
“Planetesimal oluşum sürecinin, erken Güneş Sistemi’nin farklı bölgelerinde oluşmalarına rağmen hem soğuk hem de sıcak popülasyonlar için aynı boyut dağılımını üretmesi gerçekten ilginç.”
Marielle Eduardo, Victoria Üniversitesi doktora adayı
“Süreç, diskin koşullarından bağımsız görünüyor; disk ne kadar sıcak veya soğuk, yoğun ya da puf gibi gevşek olursa olsun benzer boyutta planetesimaller üretiyor.”
Marielle Eduardo, Victoria Üniversitesi doktora adayı
“Yanına sıyrılarak parçalanmanın yüzey bileşimini değiştirebileceğini hayal edebilirsiniz; böylece küçük TNO’ların büyük kardeşlerine kıyasla farklı bir yüzey rengi görürdünüz.”
Anastasia Morgan, Arizona Kuzey Üniversitesi doktora adayı
“Bu yüzden en küçük cisimlerin, nasıl oluşturulduklarına dair tarihi bir şekilde ‘hatırladığı’ ve koruduğu görmek gerçekten büyüleyici.”
Anastasia Morgan, Arizona Kuzey Üniversitesi doktora adayı
Cisimler oluşum tarihini hâlâ taşıyor
Astronom David Trilling, “Dinamik açıdan ‘sıcak’ TNO’lar, o zamandan beri yörünge açısından karışmış olsalar bile, nerede doğduklarına dair bir imza taşır.” dedi ve ekledi: “Hem ‘sıcak’ hem de ‘soğuk’ popülasyonlar, Güneş Sistemi’nin doğuşundan bu yana çok az değişimle, oluştuklarındaki aynı renkleri koruyor.”
Bulgular, birbirini tamamlayan iki makalede Astronomical Journal’da yayımlandı. Bu çalışmalar, Neptün’ün ötesindeki cisimlerin kökeni ve Güneş Sistemi’nin erken dönemdeki oluşum mekanizmaları hakkında yeni bir resim sunuyor: Küçük cisimler, büyük kardeşleriyle benzer renklere sahip olmaları, çarpışmalardan daha az etkilenmeleri ve aynı boyut dağılımını paylaşmaları, planetesimalleşme sürecinin evrensel nitelikler taşıdğına dair güçlü kanıt olarak değerlendiriliyor.
Morgan ve arkadaşlarının 2026 tarihli “Combined JWST and HST Deep Imaging to Characterize the Smallest Known Trans-Neptunian Objects” başlıklı makalesi AJ 172, 188; doi: 10.3847/1538-3881/ae9084 numaralı yayınında; Eduardo ve arkadaşlarının “The Luminosity Function of Ultrafaint Trans-Neptunian Objects Detected by JWST” başlıklı makalesi ise AJ 172, 187; doi: 10.3847/1538-3881/ae907f numaralı yayınında yer alıyor.


[…] […]