
Merkür, Güneş Sistemi‘ndeki en küçük ve en az keşfedilen gezegen olmasına rağmen, üzerinde çözülmesi gereken birçok gizem barındırıyor. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Japon Havacılık Keşif Ajansı (JAXA)’nın ortak girişimi olan BepiColombo görevi, bu gizemleri aydınlatmak için yola çıktı.
BepiColombo, Ekim 2018’de fırlatıldı ve sekiz yıllık zorlu bir yolculuğun ardından Merkür’e ulaşıyor. Görev, bilimsel ekipmanlarını taşıma modülünden ayırarak, Merkür hakkında kapsamlı veriler toplayacak iki ayrı uzay aracından oluşuyor. Bilim insanları, bu verilerin Merkür’ün yapısı, jeolojisi ve kökeni hakkında önemli ipuçları sağlayacağını umuyorlar.
“BepiColombo görevinin getireceği yeni veriler, Merkür hakkındaki bilgilerimizi büyük ölçüde artıracak,” diyor Rachel Klima, Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’nda görevli bir gezegen bilimci. “Merkür gerçekten çok ilginç ve gizemli bir dünya.”
Gizemli Bir Gezegen
Şu ana kadar Merkür, sadece iki kez ziyaret edilmiş olan Güneş Sistemi’ndeki en az keşfedilen gezegen olma özelliğini taşıyor. NASA’nın 1974 ve 1975 yıllarında gerçekleştirdiği üç hızlı geçişli misyon, bilim insanlarına gezegenin çatlaklı ve kraterli yüzeyinin ilk görüntülerini sunarken, aynı zamanda gezegenin çok ince bir atmosfere ve manyetik alana sahip olduğunu da ortaya koydu.
“Bu görevler, Merkür’ün ilk yakın çekim görüntülerine ulaşmamızı sağladı,” diyor Columbia Üniversitesi’nden gezegen bilimci Sean Solomon. “Ancak hala cevaplanması gereken birçok soru var.”
2011 yılında NASA’nın MESSENGER görevi, Merkür’e ulaştı ve dört yıl boyunca gözlemler yaparak gezegenin tamamının ilk kez haritasını çıkardı. Ancak MESSENGER’in karmaşık yörüngesi nedeniyle, gezegenin güney yarısı tam olarak incelenemedi.
MESSENGER görevi, bazı küçük gizemleri de ortaya çıkardı. Gezegen yüzeyinde bulunan parlak, dik kenarlı çukurlar “hollows” olarak adlandırıldı. Ayrıca, Merkür’ün yüzeyinde Dünya’ya göre daha yaygın olan bazı elementlerin bulunduğu tespit edildi. Ayrıca, gezegenin manyetik alanının merkezinin, çekirdekten oldukça uzak bir noktada olduğu da belirlendi.
BepiColombo Görevinin Hedefleri
BepiColombo görevi, MESSENGER görevinin çözemediği gizemlere odaklanmayı amaçlıyor. Görev kapsamında iki ayrı uzay aracı, Merkür’ün manyetik alanını ve atmosferini inceleyecek, gezegen yüzeyindeki elementlerin dağılımını haritalandıracak ve “hollows” yapılarının kökenini araştırmaya çalışacak.
Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) geliştirdiği Mercury Planetary Orbiter (MPO), gezegenin yüzeyini, minerallerini ve yerçekimi alanını inceleyecek. Japonya’nın geliştirdiği Mercury Magnetospheric Orbiter (MMO) ise, gezegenin manyetik alanını ve atmosferini araştıracak.
Her iki uzay aracı da, Merkür’ün farklı bölgelerindeki manyetik alanı eş zamanlı olarak ölçerek, bilim insanlarına daha kapsamlı veriler sağlayacak. Bu sayede, gezegenin manyetik alanının yapısı ve dinamikleri hakkında daha iyi bir anlayış elde edilecek.
Bilim insanları, BepiColombo görevinin getireceği verilerin, Merkür’ün oluşumu, jeolojik geçmişi ve atmosferinin nasıl değiştiği hakkında önemli ipuçları sağlayacağını umuyorlar. Ayrıca, bu verilerin, Güneş Sistemi’nin genel evrimi hakkında da yeni bilgiler sunabileceği düşünülüyor.
Klima, BepiColombo görevinin Merkür hakkındaki bilgileri artırmanın yanı sıra, gezegene olan ilgiyi de artıracağını umuyor: “Merkür, Mars ve Venüs gibi diğer gezegenler kadar ilgi görmüyor. Umarım bu görev, insanların Merkür’e daha fazla dikkat etmesini sağlar.”
GÖZLEM DEĞERLENDİRMELERİ (1)