Apple TV+’daki “For All Mankind”‘ın beşinci sezonunun üçüncü bölümü olan “Home”da Ed Baldwin’in ölümü, dizinin önemli bir dönüm noktası oldu. Margo Madison, Danielle Poole ve Aleida Rosales gibi ilk sezondan karakterler hala hayatta olsa da, Baldwin son Apollo astronotu olarak kaldı.

40 yılı aşkın süren bu zamandan sonra, Baldwin’in ölümü yüzünden oluşan boşluk, Solar Sistemi’nin çok farklı bir yer haline geldiği bir dönemde yaşandı. Bu alternatif 2012’de, (kurgusal) Apollo astronotunun son dinlenme yeri Mars yüzeyiydi; burada yüzlerce insan (aileleriyle birlikte) gelişen Happy Valley üssünü kalıcı evleri olarak görmüştü.

Uzun yıllar boyunca uzay keşiflerinin ön saflarında yer alan Baldwin’in başka bir gezegende ölmesi oldukça dokunaklı bir durum. O, dizinin ilk dönemlerine ait izler taşıyan ve daha sonra “The Expanse” gibi bir yapımın öncüsü haline gelen iki farklı dönemin arasında bir köprü görevi gören bir karakterdi.

“For All Mankind”, Sovyetler Birliği’nin Ay’a ilk adımı atmasıyla tarihin akışını değiştiren önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Ancak, dizinin yaratıcıları Ronald D Moore, Ben Nedivi ve Matt Wolpert, gerçek hayatta 1966 yılında hayatını kaybeden roket mühendisi [isim] ‘in ölümüyle ilgili farklı bir senaryo düşündüklerini belirtiyorlar. Yazarlar, Sovyet uzay programının en önemli figürlerinden biri olan bu kişinin hayatta kalması durumunda, Sovyetlerin Amerikan rakiplerini geride bırakmaya devam edeceğini öne sürüyorlar.

“For All Mankind”, Ay’a ayak basmanın ABD için en iyi şey olacağını varsayıyor. ABD, sadece pes etmek yerine, Ay yüzeyinde kalıcı bir varlık kurma konusunda daha iddialı hedeflere yöneliyor. Özellikle Ay’ın güney kutbu yakınlarındaki su kaynaklarının keşfi, ABD’nin Jamestown üssünü inşa etmesine ve uzay yarışını hızlandırmasına yol açıyor (Ed Baldwin de ilk astronotlardan biri olarak burada yaşıyor).

Bu gelişmeler 1974 yılına kadar tamamlanmış durumda ve kullanılan teknolojiler hala Apollo dönemine ait. Ancak, dizinin sezon finalinde ekrana gelen sahneler büyük bir sürpriz içeriyor; 1983’e gidildiğinde, plütonyum yakıtlı bir roketin genişletilmiş Jamestown üssüne gönderildiği görülüyor.

Gerçek hayatta 1972’den sonra Ay’da insan ayak basmamasına rağmen, “For All Mankind”‘ın ikinci sezonunda bu durum neredeyse rutinleşmiş durumda. Üçüncü sezonda ise olaylar 1995 yılına taşındığında, yörüngede uzay turizminin başlaması ve ABD, Sovyetler Birliği ve özel şirketlerin Mars’a ulaşmak için yarıştığı görülüyor.

Dördüncü sezonun 2003 yılındaki olayları, “For All Mankind”‘ın “The Expanse” haline gelmesinde önemli bir dönüm noktası. Uzay yolculuklarını daha hızlı hale getiren plazma motorlarının icadı sayesinde, Mars’a yapılan yolculuklar Dünya‘nın diğer tarafına seyahat etmek kadar kolay hale geliyor. Sıradan insanların Happy Valley üssünde yaşamını sürdürmesiyle birlikte, insanlığın Solar Sistemi’nin kolonileşmesi hız kazanıyor.

Bazı sakinler (tabii ki sürekli olarak aralarında bulunan Baldwin de) kendilerini Marslı olarak görmeye başlamış ve “Goldilocks” adı verilen, değerli iridyum kaynaklarına sahip asteroitin ele geçirilmesi, bağımsızlık yolunda atılan küçük bir adım. “The Expanse”de bahsedilen, Mars Kongre Cumhuriyeti’nin de benzer bir şekilde ortaya çıktığı unutulmamalı.

Şimdi beşinci sezonun ortasına gelmiş bulunuyoruz ve “Svodoba” bölümüyle birlikte, “For All Mankind”‘ın bilim kurgu yönlerinin alternatif tarih unsurlarını geride bıraktığı bir döneme girdiğimiz görülüyor. Kelly Baldwin’in Satürn’e giderek, [uydu adı] uydusunda potansiyel yaşam arayışı ve insan kolonistlerin yerini otomasyonun almasıyla ilgili sızdırılan raporlar, Mars iş gücünün (ve özellikle de çocuklarının) yeni evlerini kolayca bırakmayacakları anlamına geliyor.

“Svodoba” bölümünde yaşanan “Mars bizim!” isyanı ve ardından gelen kuşatma ile fidye talepleri, “The Expanse”den alınmış gibi duruyor; burada Belterler (asteroid kuşağındaki çeşitli yerleşim yerlerinin sakinleri), Dünya’dan ve belki de ironik bir şekilde Mars’tan bağımsızlık talep ediyor. Bu noktada, “Dünya ile Marslılar arasında savaşın yaşandığı” alternatif bir geleceğin mümkün olduğu düşünülüyor.

Bu, tarihe sadece birkaç küçük değişiklik yapılarak Apollo döneminin altın çağına benzer bir yapım olarak başlayan bir dizi için oldukça etkileyici bir evrim. “For All Mankind”, orijinalindeki retro çekiciliğin bir kısmını kaybetmiş olsa da (bu özelliğin, Sovyetler Birliği’nde geçen yeni bir yapımda yeniden canlandırılması bekleniyor), hala izlenmeye değer bir yapım.

Ed Baldwin, risk almaktan kaçınmayan bir karakter olarak, bu gelişmeleri büyük olasılıkla onaylayacaktır. “For All Mankind”‘ın yeni bölümleri her Cuma akşamları Apple TV’de yayınlanıyor.

İlginizi Çekebilir: Uçan araçlar ve uzay yolculuğu teknolojileri hakkında bir makale başlığı: “Yıldızlararası Seyahat V: Warp Motorları, Solucan →
Kaynak: Space ↗