NASA astronotu L. Gordon Cooper Jr., 1963’te Mercury-Atlas 9 görevi sırasında gezegenimizin etrafında dönerken, 70mm bir kamera ile 29 adet renkli fotoğraf çekmiştir. Cooper’ın Faith 7 uzay aracının penceresinden gördüğü manzara büyüleyiciydi ve araç içindeki astronotun, yüzlerce kilometre ötedeki yollarda seyreden araçları, dumanı görünen trenleri ve evlerin çatılarını bile görebildiğini rapor etmiştir.

Ancak araştırmacılar ve kamuoyu şüpheci yaklaşımlar sergilemişlerdir. Astronotların 100 kilometre yükseklikten gezegen yüzeyindeki nesneleri bu kadar detaylı bir şekilde görebilmesi mümkün müydü? Bazı görsel uzmanları, 20/20 görme keskinliğine sahip astronotların bile 150 feet’ten daha küçük boyutlardaki nesneleri bu yükseklikten net bir şekilde göremediğini düşünüyordu. Cooper’ın olağanüstü 20/12 görme keskinliğine sahip olmasına rağmen, ABD-Meksika sınırına yakın bir bölgede toz bulutu çıkaran beyaz bir otomobili görebildiğini iddia etmesi şaşkınlık yaratmıştı. Ancak Cooper yalnız değildi; diğer Mercury astronotları da Dünya’daki nesneleri net bir şekilde gördüklerini rapor etmişlerdir.

View of Earth from orbit showing whispy clouds and a landscape dotted with lakes.

Bu iddialar, NASA’nın ilk astronotlarının akıl sağlığı konusunda endişelere yol açmıştır. Air Force and Space Digest dergisindeki bir haberde, bazı psikiyatristlerin “yerçekimsizliğin astronotların halüsinasyon görmesine neden olabileceği ve uzay programının ciddi sorunlarla karşılaşabileceği” yönünde spekülasyonlarda bulunduğu belirtilmiştir. Bu sırada görsel keskinlik uzmanları, Mercury astronotlarının iddialarını değerlendirmiş ve ne görebildiklerini belirlemek için bir deney tasarlamışlardır.

NASA ve ortakları iki görsel keskinlik deneyi geliştirmiş ve bunları Gemini V ve Gemini VII görevleri sırasında uygulamıştır. İlk deneyde, test konuları binokülerlere benzeyen bir optik cihazın içinden bakarak çeşitli pozisyonlardaki ve kontrast seviyelerindeki dikdörtgenleri tanımlamaları istenmiştir. İkinci olarak ise Dow Chemical Corporation tarafından üretilen devasa beyaz dikdörtgenlerden oluşan iki adet “Eye-Q” tablosu oluşturulmuştur. Bu tabloların biri Laredo, Teksas’ta, diğeri ise Carnarvon, Avustralya yakınlarında yerleştirilmiş ve Gemini V ve VII astronotlarından bunların yönlerini uzaydan belirlemeleri istenmiştir.

Illustration showing the orientation of the Gemini spacecraft for viewing "Eye-Q" ground observation sites.

Start
End

Deneyler sırasında bulutlu hava koşulları, Gemini uzay aracının penceresinden yansıyan güneş ışığı ve uygun olmayan orbital pozisyonlar, astronotların görüşünü etkilemiştir. Ancak bazı durumlarda, her iki görevdeki astronotlar da Laredo’daki deney alanının bölümlerini görebilmişlerdir.

Laredo’daki “Eye-Q” tablosu hakkındaki raporlar ve uçuş öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılan binoküler benzeri görsel keskinlik testlerinin sonuçları, astronotların yelkenli gemilerin ardından oluşan izleri bile uzaydan görebildiğini ortaya koymuştur. Bu deneyler ayrıca bir astronotun iki haftalık bir uzay görevinde görme yeteneğinin bozulmadığını da göstermiştir.

Astronotların Dünya’daki hangi özellikleri doğru bir şekilde görebildiklerinin belirlenmesi, sadece astronotların raporlarını doğrulamaktan çok daha fazlasını ifade ediyordu. İnsan gözünün uzaydan neler görebildiğinin anlaşılması ve NASA’nın ilk insanlı görevlerinde çekilen fotoğrafların incelenmesi, jeologlar, coğrafyacılar, oşinograflar ve gezegenimizi inceleyen diğer bilim dalları için büyük önem taşıyordu.

Illustration showing the In-Flight Vision Testing equipment

Start
End

Bilim camiasının Mercury ve Gemini astronotlarının Dünya yüzeyine dair anılarını ve fotoğraflarını merak etmesi, NASA ve ortaklarını yeni bir yörünge tabanlı gözlem cihazı geliştirmeye teşvik etmiştir. NASA, ABD Jeoloji Araştırma Enstitüsü, Deniz Kuvvetleri Araştırma Ofisi ve ABD Tarım Bakanlığı, Dünya yüzeyinden elde edilen görüntülerin mahsul envanteri, jeolojik özelliklerin haritalanması, doğal afetlerin izlenmesi ve okyanus süreçlerinin daha iyi anlaşılması gibi çeşitli amaçlarla kullanılabileceğini belirtmiştir.

Aerial view of the visual acuity experiment's ground site in Laredo

Bu potansiyel uygulamalar, Earth Resources Technology Satellite (ERTS), daha sonra Landsat 1 olarak yeniden adlandırılan uydu projesinin hayata geçirilmesine yol açmıştır. NASA tarafından 1972’de fırlatılan Landsat 1’in kamerası ve çok spektral tarayıcısı, ayrıca kurumun Earth Resources Aircraft Programı verileriyle birlikte kullanılarak okyanuslar, tarım arazileri, doğal afet bölgeleri ve daha fazlasının izlenmesine katkıda bulunmuştur.

Frank Borman uses the visual acuity device and portable mouth thermometer in space during the Gemini VII mission

Amerika’nın ilk insanlı uzay görevlerinden bu yana geçen altı on yılda, NASA Dünya’yı yörüngeden, uçaklardan ve hatta yer seviyesinden gözlemlemeye devam etmiş ve gezegenimizdeki sorunlara çözüm bulmaya yönelik çabalarını sürdürmüştür.

Earth Resources Experiment Package photograph of the San Francisco Bay area

[1] Bilim insanları son yıllarda, daha uzun süreli uzay görevlerinde yaklaşık %70 oranında astronotun Spaceflight Associated Neuro-ocular Syndrome (SANS) olarak bilinen duruma maruz kaldığını belgelemiştir.

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et