Güneş rüzgarına ilişkin mevcut ölçüm yöntemlerinin, Dünya’nın bu olaya vereceği tepkinin gerçek sınırlarını yansıtmayabileceğine dair kanıtlar bulundu. Bu bulgular doğrulanırsa, nadir görülen “bin yılda bir” yaşanan geomanyetik fırtınaların, modern teknolojiler üzerindeki etkilerinin, şu anda tahmin edilenlerden daha büyük olabileceği anlamına geliyor.
Güneş fırtınaları, Güneş’ten yayılan enerji patlamaları sonucu oluşan yüklü parçacıkların Dünya’ya doğru hareket etmesiyle oluşur. Bu olaylar, görsel olarak muhteşem aurorlara yol açabilirken aynı zamanda uyduları, GPS sistemlerini, telsiz iletişimini ve elektrik şebekalarını da olumsuz etkileyebilir.
Tarih boyunca, daha az şiddetli güneş fırtınalarının bile neden olduğu hasarlar gözlemlenmiştir. Tarihteki en güçlü geomanyetik fırtına olan Carrington Olayı, dünya çapında telsiz sistemlerini devre dışı bırakmış ve aurora’ları normalde bulundukları kutup bölgelerinin çok ötesinde, hatta tropik iklimlere kadar yakın noktalarda gözlemlenmesine neden olmuştur. 1989 yılında yaşanan bir başka güçlü fırtına ise Quebec eyaletindeki elektrik şebekesini çökertmiş ve milyonlarca kişiyi elektriksiz bırakmıştır. 2003’teki “Cadılar Bayramı fırtınaları” ise uyduları, GPS sistemlerini ve telsiz iletişimini aksatmıştır.
Bu araştırmada, güneş rüzgarının etkisinin abartıldığına dair bir hipotez test edilmektedir. Mevcut ölçüm yöntemlerinin, Dünya’nın bu olaya vereceği tepkinin gerçek sınırlarını yansıtıp yansıtmadığı sorgulanmaktadır. Eğer mevcut yöntemler yanıltıcıysa, nadir görülen geomanyetik fırtınaların modern teknolojiler üzerindeki etkileri daha büyük olabilir.
Araştırmacılar, güneş rüzgarı ölçümlerinin yapıldığı noktalardaki sınırlamaları incelemişlerdir. Birçok ekstrem olayın gözlemleri, Dünya’dan yaklaşık 1,5 milyon kilometre uzaklıkta bulunan L1 Lagrange noktası civarındaki uzay araçlarından elde edilmektedir. Güneş rüzgarının Dünya’ya ulaşmadan önce zayıfladığı düşünüldüğünde, L1’deki ölçümler ile Dünya üzerindeki koşullar karşılaştırıldığında, Dünya atmosferinin giderek artan şiddetteki güneş rüzgarına artık tepki vermediği yanılgısı oluşabilir.
Bu hipotezi test etmek için, araştırmacılar NASA’nın Dünya yörüngesindeki uzay araçlarından elde edilen bir milyondan fazla güneş rüzgarı ölçümünü analiz etmiştir. Bu veriler, Dünya’nın manyetik alanı ile doğrudan etkileşimde bulunan bölgelerdeki elektrik akımlarının, daha güçlü güneş rüzgarlarıyla birlikte artmaya devam ettiğini göstermiştir. Bu durum, daha önce varsayılan üst sınırlamanın olmadığına işaret etmektedir. Bulgular, son derece güçlü güneş fırtınalarının, uydular, iletişim sistemleri ve elektrik şebekeleri üzerinde daha büyük geomanyetik bozulmalara ve dolayısıyla daha büyük etkilere yol açabileceğini göstermektedir.
“Neyse ki, bu tür aşırı durumlar nadir görülür, ancak bu aynı zamanda sınırlı veriye sahip olduğumuz anlamına gelir ve sadece zaman gösterecek ki, bin yılda bir görülen aşırı bir olayda ne olacağıdır,” şeklinde bir açıklama yapılmıştır.
Bu çalışma, Güneş’in yaklaşık 11 yıllık döngüler halinde değiştiği dönemde gerçekleşmektedir. Bu dönemlerde güneş lekeleri, güneş patlamaları ve koronal kütle fışkırmaları daha sık görülür. Mevcut döngü sırasında, güçlü geomanyetik fırtınalar, normalde görüldükleri kutup bölgelerinin çok ötesinde, aurora’ları Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa genelindeki gökyüzünde gözlemlenmesine neden olmuştur.
Bu bulgular, [Nature]() adlı bilimsel dergide yayınlanmıştır.