Kolombiya’nın Huila bölgesindeki La Venta yakınlarında yapılan kazılarda, paleontologlar, yaklaşık 12 milyon yıl önce yaşamış olan devasa bir timsahın, büyük otçul memelileri avladığına dair ilk doğrudan fiziksel kanıtları ortaya çıkardılar. Bu keşif, o dönemin ekosisteminin nasıl çalıştığına dair önemli bilgiler sunuyor.
Helsinki Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olan Dr. Oscar Wilson, “O dönemde o kadar çok av hayvanı vardı ki, memeli yırtıcıların hepsinin yiyebileceği kadar değildi,” dedi. “Yeni çalışmamız, özellikle büyük avları hedef aldığında, bölgenin en önemli yırtıcılarının timsahlar olduğunu gösteriyor.”
Dr. Wilson ve meslektaşları, Kolombiya, Fransa, Arjantin, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nden bilim insanlarıyla birlikte, Kolombiya’nın Huila bölgesindeki La Venta yakınlarında bulunan dört fosilleşmiş kemiği incelediler. Bu kemikler, o dönemde yaşamış olan üç farklı büyük toynaklı memeli türüne aitti.
Bu örnekler arasında, antik Güney Amerika toynaklılarına benzeyen ve yaklaşık bir rhinoceros büyüklüğünde olan Pericotoxodon platignathus, ile iki fil benzeri otçul olan Xenastrapotherium kraglievichi ve Granastrapotherium snorki yer alıyordu. Araştırmacılar, bu yaratıkların ağırlığının yaklaşık 600 ila 1800 kg arasında olduğunu tahmin ediyorlar.
Dört örnekten oluşan koleksiyon – bir kafatası, bir bacak kemiği ve iki çene kemiği – üzerinde yapılan incelemelerde, karakteristik yaralar tespit edildi: dairesel, ikiye bölünmüş ısırık izleri ve ezilmiş kemik alanları. Bu özellikler, devasa bir timsahın ısırığıyla uyumlu.
En olası yırtıcı türü, 6 metreyi aşabilen ve yaklaşık 1800 kg ağırlığa ulaşabilen Purussaurus adlı devasa bir caiman türüydü. Bu, bilinen en büyük timsah türlerinden biriydi.
Bazı ısırıkların oluşturduğu basınç, yaklaşık 40.000 newton civarında ölçülmüş ve bu değerler, daha önce yapılan Purussaurus’un ısırma gücü tahminleriyle genel olarak uyumlu.

Xenastrapotherium çene kemiğinde ise, farklı bir ısırık izleri dizisi tespit edildi: paralel çizikler. Araştırmacılar, bu izlerin daha küçük, karasal bir timsah türü olan Langstonia huilensis tarafından oluşturulduğuna inanıyorlar. Bu durum, ayrı bir avlanma olayı yerine, leş yeme olayına işaret ediyor.
Bilim insanları, modern tuzlu su timsahı ve Nil timsahı gibi türlerin büyük avlarını nasıl hedef aldığına benzer şekilde, hayvanların genellikle kafaları ve çeneleri üzerinde ısırık izlerinin yoğunlaştığını belirtiyorlar. Bu durum, timsahların avlarını pusuya düşürerek yakaladığı stratejiyi yansıtıyor.
Bu bulgular, daha önce yapılan teorik çalışmalarla örtüşüyor ve antik Güney Amerika’da, diğer kıtalara göre daha az sayıda büyük memeli yırtıcı bulunduğunu gösteriyor. Bu durum, aslanların, kurtların ve ayılardan farklı olarak, devasa timsahlar ve diğer sürüngenlerin ekolojik rolü üstlendiğini ortaya koyuyor.
Purussaurus ve diğer yırtıcılar, Miosen dönemindeki sulak alan ekosistemlerinde büyük otçul popülasyonlarını düzenlemede önemli bir role sahipti. Dr. Wilson, “Purussaurus’un bu tropikal ekosistemlerdeki önemini gösteren en belirgin kanıt, ısırık izlerinin sıklığıdır,” diye belirtti.
Araştırma sonuçları, bu ay dergisinde yayınlandı. Oscar E. Wilson ve diğerleri, “Physical evidence of crocodylian predation on ungulates in the Middle Miocene of Colombia” adlı makaleyi kaleme aldılar. (doi: 10.1080/02724634.2026.2701154)