Reis, çok güzel bir gözlem yakalamışsın aslında, çoğu insan sadece ‘vaytren’ deyip geçiyor ama sen mekanizmayı merak etmen ayrı şey. Önce tren görüntüsünün sebebi netleşsin: Starlink’in uyduları tek tek rastgele dağılmıyor, her orbital düzlemde (shell) yaklaşık 22-24 uydu, birbirinden 15-20° faz açısıyla diziliyor. Yeryüzünden, yani senin gözünden bakınca bu yörünge düzlemi gökyüzünde neredeyse mükemmel bir çizgi/tren gibi görünüyor. Yani tren senin bakış açının bir sonucundan doğuyor, uydular gerçekte o kadar yakın değil.
Parlama meselesine gelince, işin aslı ‘specular reflection’ yani ayna yansıması. Uydunun güneşe bakan güneş panelleri tam sana doğru bir ayna gibi ışığı yansıtıyor. Buna beta açısı (güneş-uydu-gözlemci açısı) diyoruz. Açı ne kadar o ayna koşuluna yaklaşırsa, o an aniden parlıyor; açı dışına çıkınca da aniden söniyor. Bu yüzden trenin içindeki belirli uydular ‘pırpır’ edip parlayıp sönüyor. Bunu azaltmak için SpaceX son modelleri (Starlink v2 mini ve sonrası) ‘Dark-Sat’ moduyla panelleri kapatabiliyor, ayrıca yüzey kaplamasını albedo’yu düşürecek şekilde 0.6 civarından aşağı çekmeye çalışıyor. Bu yüzden eskiden parlayan trenler şimdi daha sönük görünüyor, fark etmişsindir.
Sen de fotoğraf/keşif meraklısıysan, bu görüntüleri öngörebilir ya da ‘neye bakıyorum’ diye kontrol edebilirsin: heavens-above.com veya CelesTrak’tan uyduya TLE (Two-Line Element) verisi çekip yüksekliğini teyit et, 340-350 km bandında olmalı. Parlama anını da o uydunun güneş açısının ayna koşuluna düştüğü zaman dilimleriyle çapraz kontrol edersin. Yine de gözlem açıyı 10-30° üstünde tutarsan atmosferik söndürme (extinction) azalır, uydu daha net parlar; ufka yakın 10° altındaysın ışık atmosferde bozulup sönük düşer. İstersen bir sonraki geçişin zamanını at, hangi anda ‘patlama’ yapacağını birlikte hesaplayalım.