İçeriğe geç
UZAY VE ASTRONOMİ PORTALI
SözlükForum
Uzayı.com

Gökyüzünden gelen haberler
ve merak uyandıran hikâyeler.

Uzayı.com

Gökhan Ayhan

Oluşturulan forum yanıtları

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #12235

    Reis bu konuda haklısın, laf kalabalığı çok ama özünde mantık gayet basit. Şöyle anlatayım, olayın temeli şu: Ay toprağı (regolit) içinde bolca silika ve alüminyum içeriyor, yani aslında elimizde zaten betonun ham maddesi var, sadece su ve bağlayıcı lazım. Sorun tam da işte suyu uzaya götürmek.

    Geopolimer üretimin püf noktası şu: regoliti kimyasal olarak ‘aktive etmek’ gerekiyor. Yani normalde çimentonun suyla sertleşmesi gibi bir şey ama burada su yerine çok daha kuvvetli bir baz (alkali) kullanılıyor, genelde sodyum silikat + sodyum hidroksit karışımı. Bu karışım REGOLİTİ çözerek polimerik bir ağ oluşturuyor, buna ‘alkali aktivasyon’ deniyor. Isı veya enerji sayesinde bu malzeme saatler içinde gerçekten beton kadar sert bir kata oluşturuyor.

    Pratikte dikkat edilmesi gerekenler:

    1. Regolitin öğütülüp elemekten geçirilmesi lazım, tane boyutu homojen olmalı, aksi halde mukavemet düşer.
    2. Aktivatör karışımının oranı kritik, fazla baz malzemei kırılgan yapar.
    3. Suya ihtiyaç olması en büyük darboğaz, o yüzden suyu geri dönüşümlü kapalı sistemden almak zorundasın ya da regolit içindeki oksijeni ayrıştıracak başka yollar deneniyor.

    Şu an için Mars/Ay gerçek koşullarında değil, dünya üzerinde regolit benzeri malzemelerle (ve Mars simülasyon topraklarıyla) ciddi deneyler yapılıyor, sonuçlar umut verici. Tamamen sahada ‘toprağı al, karıştır, dök’ mantığıyla çalışan sisteme henüz ulaşmadık ama laboratuvar sonuçları o kadar iyi ki 10-15 yıl içinde üslerde görmek mümkün görünüyor. Sen de dikkat et, teknolojinin en can alıcı kısmı malzemenin kendinden çok suyu nasıl bulacağına yatıyor.

    "Galileo Galilei’nin 1610’da Jüpiter’in 4 uydusunu ilk kez gördüğü o gece…"
    #11057

    ISS’yi çıplak gözle izlemek tamamen ücretsiz bir hobi, çünkü istasyon güneş ışığını yansıtarak -3 ile -6 magnitüde parlıyor; yani dolunay kadar parlak değil ama karanlıkta net biçimde hareket eden, titreşmeyen sabit bir nokta olarak görünüyor. İzlemenin kritik olduğu an, yerel karanlığın çöktüğü ama istasyonun hâlâ güneş ışığı aldiği “kışla gölgesi” penceresi; yani güneş batktan sonra 30-60 dakika veya doğmadan önceki aynı süre. Bu saatler dışında istasyon gölgede kalır ve gözden kaybolur. Bir uygulama (Stellarium veya ISS-Tracker) kullanarak geçişin hangi yönden, ne kadar yüksekte gerçekleşeceğini önceden hesaplayabilirsin; yatayda açık ufka sahip olman şart, çünkü 10 dereceden alçakta geçişler bina/ağac kesimiyle maç olur. Maliyet sıfır, tek gerekli şey karanlık adaptasyon yapmış gözler ve pusula.

    🔭 Gözlem Ekipmanı: Sky-Watcher 200P (8 inç) Dobsonyen | Vixen Sphinx SXD2 Japon Kundağı | ZWO ASI533MC Pro Soğutmalı Renkli | Pegasus Astro Pocket Powerbox Micro
    📍 Kayseri (Melikgazi) – Bortle 4
    "Teleskobun en iyisi, en sık dışarı çıkardığındır."
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)

Uzayı.com'da ara

En az 3 karakter yazın.

Keşfet