NASA, bir sonraki büyük uzay gözlem merkezini fırlatmaya günler kala önemli bir adım daha attı. Bu yeni nesil teleskop, evreni daha önce mümkün olmayan şekillerde incelemek için tasarlandı. İşte bu projenin detayları:
Yeni nesil uzay gözlem merkezi, 30 Ağustos’ta SpaceX roketine yüklenerek Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılacak ve yaklaşık 930.000 kilometre uzaklıktaki Lagrange Point 2 (L2) bölgesine gidecek. Hubble Uzay Teleskobu gibi panoramik görüntüler sunmak yerine, Roman daha çok geniş alanları incelemek için tasarlandı. Bu sayede, beş yıllık görev süresinde Hubble’ın ilk 30 yılında elde ettiğinden 50 kat daha fazla alanı taraması bekleniyor. Bu da yaklaşık 20 milyar yıldızın haritasını çıkarmak, milyarlarca galaksiye ait verileri toplamak ve 200.000 kadar yeni gezegen keşfetmek anlamına geliyor.
Bu görevin başarısı için kullanılan ekipmanlar, tuhaf bir şekilde “uçan helikopter”e benzeyen uzay gözlem merkezinin içinde yer alıyor. Teleskopun bulunduğu ön kısım, yanlara doğru açılan iki güneş paneli ve tepedeki anten ile donatılmış durumda. Bu tasarım, temel bileşenlerin anlaşılmasını kolaylaştırıyor.
Teleskop: Helikopterin burnu gibi, Roman’ın ön kısmı da teleskobu barındırıyor. Teleskop, yıldızlardan gelen ışığı topluyor ve bilimsel cihazlara iletiyor. Ağırlık: 2,4 metre çapındaki bu teleskop, Hubble ile aynı boyutta. Ön kısmında yer alan daha küçük bir ayna ise 0,5 metre çapındadır. Her iki ayna da ısıdan etkilenmemesi için -7 derece Celsius’e kadar soğutuluyor.
Güneş Paneli: Helikopterin kanatları gibi, Roman’ın yanlarındaki paneller de gücü sağlıyor. Altı güneş panelinden ikisi sabitken, diğer dört tanesi uzayın boşluğuna ulaştığında açılıyor. Bu paneller, uzay gözlem merkezine enerji sağlarken aynı zamanda hassas cihazları da soğuk tutuyor.
Geniş Alan Görüntüleme Cihazı: Bu cihaz, devasa bir kızılötesi kamera gibi çalışıyor ve her görüntüde tam ayın büyüklüğünde bir alanı tarayabiliyor. 18 adet detektörden oluşan bu sistem, her biri 16 milyondan fazla piksel içeren sensörlerle donatılmış durumda. Bu sayede, bilim insanları gezegen sistemleri hakkında yeni bilgiler edinmek ve evrenin yapısını anlamak için önemli veriler elde edebilecekler.
Koronograf: Bu cihaz, yıldızların parlamasını engelleyerek etrafındaki gezegenlerin görünmesini sağlıyor. Binlerce küçük aktüatörden oluşan iki adet deforme edilebilir ayna kullanılarak, ışığın kırılması engelleniyor ve daha zayıf gezegenlerin görüntülenmesi mümkün hale geliyor. Bu teknoloji, NASA’nın gelecekteki görevleri için de önemli bir adım olarak görülüyor.
Yüksek Kazançlı Anten: Helikopterin rotorunun yerine, Roman’ın tepesindeki anten yer alıyor. Yaklaşık 1,8 metre çapındaki bu anten, uzay gözlem merkezinin Dünya ile iletişimini sağlıyor ve her türlü verinin aktarılmasını mümkün kılıyor.
Tüm bu bileşenler bir araya geldiğinde, Roman’ın evrenin sırlarını çözmek, yeni gezegenler keşfetmek ve karanlık enerjiyi anlamak için önemli bir araç olacağı belirtiliyor. NASA, bu görevin bilim dünyasına büyük katkılar sağlayacağını umuyor.