Evet, kesine kesebilir ve bu teorik bir senaryo değil, defalarca lived experience’ı var. Konuyu iki katmanda düşünmek lazım: birincisi yerkabuğu üzerinde oluşan geomagnetically induced currents (GIC) yani manyetik fırtınayla yerelştirdiğimiz uzun iletim hatlarında oluşan indirgenmiş akımlar. Bunlar trafoların yonga nüfuzlu sızıntı akımları oluşturur, half-cycle saturation ile magnetizasyon yapar, reaktif güç çeker ve trafo sargılarını dakikalar içinde aşırı ısıtarak yakar. 1989’da Hydro-Québec’in 90 saniyede çöküşü tam buydu; aynı 1921 March Storm’da New York’taki trafolar ateş almıştı. İkinci katman ise direkt radyasyon: LEO’nun altındaki LEO ve GEO uydularına çoran protonlar single-event upsets, latch-up ve panel degradasyonu yaratır. Bu ikisi birleşince GPS timing’ini kaybeden şebeke releleri yanlış trip eder, fiber optik repeaters (özellikle transatlantik kablolar) GIC ile bozulur, UPS’ler saniyeler içinde tükenir. Yani “tamamen” kelimesi abartılı değil — kritik nokta trafo yedekleri çünkü büyük power transformers 18-24 ay üretim süresi alır, biri yandığında yerine koyacak şeyin olmaması gerçeği.
Acil müdahalenin kırmızı bayrağı şu: NOAA Geomagnetic Storm Warning (G4) seviyesine ulaşıldığında değil,预警’den önceki 15-30 dakikalık proton flux patlamasında (