17 Ağustos 1877… Amerikan gökbilimci Asaph Hall, teleskopunun merceğinden yansıyan ışık huzmeleriyle tarihe geçti. O gün, Mars’ın uydusu Fobos keşfediliyordu.

Washington D.C.’deki ABD Deniz Kuvvetleri Gözlemevi’nde görevli olan Hall, o dönemde dünyadaki en büyük teleskop olarak bilinen 26 inçlik bir mercekten bakarken bu önemli keşfi gerçekleştirdi. Altı gün önce de daha küçük bir uydu keşfetmişti ve onu ilk başta “Mars yakınlarındaki soluk bir yıldız” olarak tanımlamıştı.

Ancak, daha yakından incelerken, bu “soluk yıldızın” aslında bir uydu olduğunu ve hatta daha büyük bir uydu olan Phobos’u da keşfettiğini fark etti. Bu iki önemli keşfi de ertesi gün, 18 Ağustos 1877’de kamuoyuyla paylaştı.

Fobos, Mars’ın en büyük uydusudur. Çapları yaklaşık 10 ila 14 kilometre (6 ile 9 mil) olan bu uydu, Mars’ın etrafında sadece üç günde bir tur atar ve gezegenin yüzeyinden yaklaşık 3.700 kilometre (2.300 mil) uzaklıktadır.

Neden Önemliydi?

Bu keşfin üzerinden geçen yüzyılın yarım asrı aşkın bir süre boyunca, Mars’ın incelenmesi konusunda muazzam bilimsel ilerlemeler kaydedildi. Uzaktan yapılan gözlemlerin yanı sıra, son birkaç on yılda çeşitli yörünge araçları ve gezginler Kızıl Gezegen’i keşfetti. Mars yüzeyinden örnekler toplandı, gezegenin yakın çekim fotoğrafları elde edildi ve yüzeyi kaplayan kayalar incelendi.

Yeni teknolojiler ve yeni keşiflerle dolu bir geleceğe baktığımızda, geçmişte kaydedilen çalışmaları anlamak ve takdir etmek de önemlidir. Asaph Hall’un 1877’deki bu önemli keşfi, günümüze kadar uzanan bilimsel yolculuğun sadece başlangıcıydı.

Google’da bizi tercih edilen kaynak olarak ekleyin

Google’da Takip Et