Bazen bilim camiasına, yeni bir keşiften ziyade, farkında olmadığımız hataları ortaya çıkaran araştırmalar gelir. İşte bu türden bir çalışma ve odağı, Güneş Sistemi’ndeki en yakın gezegen komşularımızdan biri olan Venüs.

Venüs’ün kendi ekseni etrafındaki dönüşü 243 Dünya günü sürerken, diğer gezegenlere kıyasla oldukça yavaştır. Ancak sadece bulutlarına bakarsanız, çok farklı bir sonuca varırsınız. Venüs’ün üst atmosferi, yaklaşık dört günde gezegenin etrafında dönüyor. Bu olaya “süper dönüşüm” denir ve tüm gezegeni, aslında olduğundan yaklaşık altmış kat daha hızlı döndüğü izlenimini yaratır. Yanlış bir katmanı inceleyip, yanlış bir şeyi ölçerseniz, neredeyse iki büyüklük derecesi kadar yanlış bir sonuç elde edebilirsiniz.

Venus shrouded in its dense, fast moving cloud layer, the atmosphere here circles the planet in about four days, nearly sixty times faster than Venus itself actually rotates, the exact discrepancy at the heart of the new research (Credit : NASA/JPL-Caltech)
Venüs’ün yoğun ve hızlı hareket eden bulut tabakası, burada atmosfer yaklaşık dört günde gezegenin etrafında dönüyor; bu hız, Venüs’ün gerçek dönüş hızından neredeyse altmış kat daha fazla. Bu durum, yeni araştırmanın temelini oluşturuyor (Kaynak: NASA/JPL-Caltech)

Bu uyarı, Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünden Stephen Kane tarafından yapılan yeni bir çalışmanın merkezinde yer alıyor ve bunun nedeni sadece merakla sınırlı değil. Gezegenlerin dönüş hızı, iklim bilimi için temel bir kavramdır. Bir gezegenin ne kadar hızlı döndüğü, yıldızından gelen ısının nasıl dağıldığını, hava sistemlerinin nasıl oluştuğunu ve okyanusların ve atmosferin birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu belirler. Dönüş hızını yanlış hesaplamak, üzerine inşa edilen tüm iklim modellerini hatalı hale getirir.

Sorun şu ki, diğer yıldızların etrafındaki gezegenleri (ekzoplanetler), bir katı yüzeyin dönüşünü gözlemleyemiyoruz. Çoğu ekzoplanetin sadece atmosferi görülebilir ve bu da astronomların genellikle rüzgarı ölçtüğü, ancak dönüşü ölçmediği anlamına gelir ve böylece ikisini karıştırırlar. Kane’nin çalışması sadece sorunu teşhis etmekle kalmıyor, aynı zamanda bir çözüm de sunuyor. Aynı gezegeni farklı dalga boylarında, örneğin kızılötesinde gözlemleyerek, atmosferin daha derinlerine inilebilir. Venüs’te olduğu gibi, rüzgar hızları yüzeye yaklaştıkça azalır. Farklı derinliklerdeki ölçümleri birleştirerek, gezegenin gerçek dönüş hızını anlamak mümkün hale gelir.

Bu çalışmanın şimdiye kadar değil de neden şimdi yayınlandığının nedeni, zamanlama. Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) PLATO görevi Mart 2027’de fırlatılacak ve Kane ile meslektaşları, doktora öğrencisi Emma Miles’ın da dahil olduğu bir başka çalışmada, görevin yüzlerce Venüs benzeri gezegen keşfedeceğini tahmin ediyorlar. Bu sayı, bu alanda büyük bir başarı anlamına geliyor. Bilim insanları, ilk kez gerçek Venüs gezegenleriyle karşılaştırılabilecek yeterli sayıda ekzovenüs’e sahip olacaklar.

An artist's impression of ESA's PLATO spacecraft, equipped with 26 ultrasensitive cameras designed to detect the tiny dimming of starlight as planets pass in front of their host stars.The mission expected to reveal several hundred Venus like worlds after its 2027 launch (Credit : ESA)
ESA’nın PLATO uzay aracının sanat eseri olarak tasvir edilmiş hali. Uzay aracı, yıldızların önünden geçen gezegenlerin neden olduğu küçük ışık azalmalarını tespit etmek için tasarlanmış 26 adet ultra hassas kameraya sahip. Görevin 2027’deki fırlatılmasıyla birlikte yüzlerce Venüs benzeri gezegenin keşfedilmesi bekleniyor (Kaynak: ESA)

Bu karşılaştırma, onlarca yıldır gezegen bilimcilerini meşgul eden bir soruyu yanıtlamaya yardımcı olabilir: Neden Venüs, Dünya ile yaklaşık olarak aynı boyutta ve bileşimde olmasına rağmen, yaşanmaz bir cehenneme dönüşürken, Dünya okyanuslarını ve ılıman iklimini koruyabildi? Eğer bu ekzovenüslerin çoğu, Venüs gibi yavaş dönen gezegenler ise, bu durum yavaş dönüşün, yaşanmaz bir cehennemin oluşumunda önemli bir rol oynadığına dair güçlü bir ipucu olabilir. Ancak, eğer dönüş hızları çok çeşitliyse, arayış başka alanlara kaydırılabilir.

Dünya’nın 24 saatlik dönmesi, güneş enerjisini dağıtarak atmosferik ve okyanus akıntılarını yönlendiren ve yaşanabilir bir iklimi sağlayan önemli bir rol oynuyor. Şimdi, potansiyel olarak yaşanabilir gezegenleri ararken, bu çalışma bize, uzak bir gezegende “bir gün” dediğimiz şeyin gerçekten bir gün olup olmadığını kontrol etmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Kaynak: Universe Today